Reklam
Reklam
Erdal Tanas KARAGÖL

Erdal Tanas KARAGÖL


Enflasyonun düşmesi Merkez Bankası faiz kararını nasıl etkiler?

08 Nisan 2016 - 09:18

flasyonda son aylarda aşağı doğru bir trend yaşanıyor. 2016 yılı Ocak ayında 9.58 olan enflasyon oranı, Mart ayında yüzde 7.46 olarak gerçekleşti. Enflasyonda düşüş yaşanmasının gerekçeleri ise, dünyadaki petrol fiyatlarının aşağı yönlü seyri ve gıda fiyatları.

Ancak, enflasyonun düşme sebepleri kadar bu orandan sonra Merkez Bankası'nın faiz kararının ne olacağı merak ediliyor. Çünkü geçmişte Merkez Bankası'nın faiz kararını enflasyondaki değişim belirliyordu.

Şimdi soru şu: Mart ayında Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) tarafından üst koridorda indirilen faizde, enflasyondaki düşmeden sonra Nisan ayında da bir indirim kararı gelir mi?

MERKEZ BANKASI İÇİN FIRSAT

Aslında şu aşamada, yani küresel finans koşulları dikkate alındığında, Merkez Bankası'nın sıklıkla kullandığı enflasyon-faiz ikileminden kurtulmak için bir fırsat var.

Peki bu koşullar neler mi?

AB ülkelerindeki negatif faiz politikası, tahvil alımı ile piyasalara fazlaca para enjekte edilmesi, dünyadaki küresel sermayenin risk iştahının artması ve ayrıca FED'in faiz artırım kararı sayısının düşmesi. Tüm bu koşullar, Merkez Bankası'na yeni dönemde faiz kararında daha geniş bir hareket alanı ve fırsatı sunmaktadır.

Diğer yandan, petrol fiyatının bir süre daha bu seviyelerde kalması bekleniyor. Bu duruma bağlı olarak da doğal gaz fiyatının da düşecek olması, bizim için önemli bir şans.

Şu anda ABD'de başta enerji fiyatlarının düşmesi nedeniyle enflasyonun beklentilerin altında kalması ve dolayısıyla faiz artırma kararları azaltılıyorsa ve erteleniyorsa biz de de tam tersine enerji fiyatlarının düşmesi ile enflasyonun düşüş trendine girmiş olması, yüksek olan faizlerin düşürülmesi için bir alan vermektedir.

Denilebilir ki düşük enflasyon için yüksek faiz gerekir, ama bizde yüksek faiz maliyet enflasyonuna neden olmaktadır. Sonuç olarak da, başta enflasyon olmak üzere tüm makro göstergeler maalesef olumsuz etkilenmektedir. Bu durumda, enflasyonu düşürmek veya düşük seviyede tutmak için faiz indirmeme kararı rasyonel değildir.

BAHAR HAVASI OLUR MU?

Hatırlanacağı üzere, 2001 yılında yüzde 54,4 olan enflasyon oranı sadece 3 yıl sonra yüzde 9,4'e düşmüştü. Enflasyon sorununun kronik olduğu ve bir çözüm geliştirilemeyeceği tabusu yıkılmıştı. Bu yüzden, enflasyonun tek hanelerde kalması hem ekonomik parametreler için, hem de enflasyon algısı için önemli.

Bu yüzden, enflasyon görünümünde son aylarda başlayan düzelme, Türkiye ekonomisinin son dönemlerde terör, Suriye ve jeopolitik riskler nedeniyle oluşan belirsizlikten kurtulup daha iyimser havanın oluşmasına neden olabilir.

Ayrıca, bahar havasının başladığı bu dönemin birçok kredi derecelendirme kuruluşlarının ülkeler için verdikleri kararların takvimine de denk gelmesi önemli. Türkiye için yapılacak değerlendirmelerde,ülke notunun yatırım yapılabilir seviyedeki notun değişmemesi ya da artırılması ve ülke görünümün pozitife çevrilecek olması, piyasa için bahar havasının etkisini daha da artırması demek.

Diğer taraftan, ülkeye girecek sermaye ile kurlarda da başlayan gevşeme ile geçmişte kur artışının sebep olduğu geçişkenliğin, enflasyonda meydana getireceği olumsuz sürecin kırılmasına da katkı sağlanacaktır.

Tam da bu noktada, Fed'in faiz erteleme ve faiz artırım sayısını düşürmesinin bizim gibi yükselen piyasalarda meydana getirdiği pozitif hava, 2016 Ocak ayı itibariyle enflasyonda başlayan iyileşme süreciyle birleşince, ülke ekonomisindeki göstergelere pozitif yansıyacaktır.

Bu nedenle, Merkez Bankası'nın Nisan ayında alacağı yeni faiz indirim kararı iç piyasaya yeni bir ivme kazandıracaktır.

Belki de, yıllarca devam eden faiz-enflasyon kıskacından da kurtulmuş olacağız.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum