Düşük faiz için bankaların adım atması gerekiyor

Faiz konusu, son yılların en önemli tartışma konularından birisi. Bundan sonra da tartışılmaya ve konuşulmaya devam edilecek. Çünkü faiz yalnızca bankaların mevduat toplamak için kullandıkları bir araç değil. Aynı zamanda, ekonomiyi canlandırmanın ve yavaşlatmanın da en etkili politika araçlarından.

Faiz oranının yüksek olduğu dönemde ekonomik büyüme oranları düşük kalırken, faizlerin düşük olduğu süreçte ise ekonomik büyüme oranı artıyor. Aralarındaki bu ilişki, özellikle ekonomik büyümede yüksek rakamları hedefleyen gelişmekte olan ülkeler için ciddi bir sorun. Dolayısıyla, faiz oranlarının düşük olmasını sağlayacak adımların atılması zorunluluk.

Yani, faiz ve ekonomik büyüme arasında sıkışıp kalmak ülke ekonomisinin büyüme potansiyelini harekete geçirmede engel oluşturuyor. Tabii bu engelin güçlenmesinde siyasi olayların da etkisi büyük. 15 Temmuz darbe girişimi bunların arasında.

Darbe girişimi sonrasında, ekonominin olumsuz etkilenmemesi için yapılanlar neticesinde ekonomide toparlanma yaşandı. Ancak toparlanma sürecine rağmen, faizlerin artış trendine girmesi, faizi ekonomik büyüme önündeki en büyük sorun olarak öne çıkarıyor.

BANKALAR ARASINDA FAİZ YARIŞI

Faiz oranını belirleyen kurum Merkez Bankası. Dolayısıyla, geçmişte faiz artışı denildiğinde akla ilk gelen kurum Merkez Bankası olurdu. Ancak, her ne kadar yüksek faize Merkez Bankalarının katkısı varsa da, faizlerin artışına en büyük ivmeyi veren kurumlar bankalar.

Bankalardan faiz konusunda beklenti çok da fazla değil aslında. Bankaların bu dönemde yapmaması gereken tek şey faizleri artırmamaları. Yatırımların artması ve ekonomik büyümede başlayan pozitif trendin devamı için faizlerin düşük olması gerekiyor.

Buna rağmen, mevduat toplama konusunda bankaların başlattığı faiz yarışı yeni dönemde en sorunlu rekabet olarak öne çıkıyor. Çünkü, ekonomik büyümede  yakalanan yeni ivmenin  devamını tehlikeye sokacak  bir süreçten bahsediyoruz.

Bankalar kredi verirken kredi için gerekli kaynağı bulmak için alışmış oldukları şekilde mevduat topluyorlar. Yani, bankaların kredi vermek için kullandıkları araç kendilerinin mevduat toplaması. Kamu destekli verilen kredilere KOBİ’lerin yoğun bir talebi var. Bu talep karşısında, bankalar adeta mevduat toplama yarışına girdiler.

Sonuç olarak da, bankacılık kesimi kısa yoldan, yani kâr marjına odaklanarak verilen kredilerde kullanılan faiz oranlarının yükselmesine sebep oluyor. Bir tarafta, faiz oranının düşürülmesi, yatırımların artması ve ekonomik büyüme oranlarının artması için yapılanlar var, bir tarafta ise sistemdeki açıkların kullanılarak yapılan uygulamalar neticesinde yükselen faiz oranı.

Ekonominin karşı karşıya kaldığı ciddi bir sorun bu. Hatta ekonomiye asıl darbe girişiminin gereksiz bir şekilde artış gösteren faiz oranları olduğunu söyleyebiliriz.

FAİZE ALTERNATİF YENİ ARAÇLAR

Ekonomiye adeta boğma süreci yaşatan yüksek faize ve faize sebep olan uygulamalara alternatifler getirmek zorunluluk artık. Türkiye geçmişte yaşadığı yüksek faiz ile mevduat toplamanın ne kadar sorunlu olduğunu yaşayarak öğrendi.

1990’lı yıllardaki ekonomik krizlerin etkileri hafızalarda halen tazeyken, yeniden faiz-mevduat ikilisinden kaynaklanan bir sorunla karşılaşmamak için acil önlem alınmalı.

Şu bir gerçek ki, bankalar, ekonominin olmazsa olmaz kurumlarından. Ancak, bankaların mevduat toplayarak sonrasında kredi verirken faiz oranlarının artmasına sebep olması da, kabul edilebilir değil. Bankaların, kredi vermek için ihtiyaç duydukları finansmana ulaşmada mevduat toplama aracı dışında başka kaynakların da olduğunu bilmeleri gerekiyor.

Bankaların uyguladıkları yüksek faizlere bir düzenleme getirilebilir, fakat sorunun kalıcı olarak çözülmesi için finansman sağlanması için kullanılacak alternatif araçlara ihtiyaç var. Bunun için de, özellikle yeni fon toplama araçlarının uygulanması gerekiyor.

Ayrıca, illa ki faizin belirleyici olmadığı, faize göre kredilerin verilmediği bir alternatif, yani faizsiz bir kredi sistemi de daha etkin bir şekilde bankacılık sisteminde yer almalı.