KARS KADRAJIM…


Muhammet İSPİRLİ
 
 


“Kars” denince nedense belleğimde hep öncelikle Ebul Hasan El Harakani sonra hoş bir aksan, kesişen yollar, tarihi binalar oluşur, Birbiri ile alakasız ama aklıma da kaz, kaşar peyniri, kaymak, rahmetli Murat Çobanoğlu,  Şahvelet ve bizim TRT Burhan düşer…

Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün daveti ile hafta ortası soluğu Kars’ta aldık. Huyum kurumasın; Güneş batmadan şehri dolaşıp genel fotoğraf çalışması yaptım.

Hemen her yıl gittiğim ancak yaklaşık 6 yıl ara verdiğim mistik kent Kars’ta yine farklı düşüncelere kapılmıştım.

Rahmetli Demirel’in Cumhurbaşkanlığı döneminde 5 kez katıldığı, benim de bizzat takip ettiğim “Kars’ın Düşman İşgalinden Kurtuluş Yıldönümü” kutlamalarının yapıldığı tarihi belediye binasının önündeki kavşakta kadrajıma düşen görüntüler 6 yılda kentteki değişimleri bana özetliyordu.

Kars Kalesi’nin doğudaki burçlarının eteklerinde yükselen rengârenk binalar akşam güneşinin kızıllığıyla TOKİ’yi anlatıyordu.

Bu kavşaktan hareketle ana caddeler ve şehrin arka sokaklarında yükselen farklı renklerdeki binalar ise Selçuklu, Osmanlı ve Rus mimarisinin, keza Avrupa’nın barok çizgileriyle motife edilmiş pek çok tek, iki ya da üç katlı binalarını gölgelemişti. Bu tarihi binalarda hoyratça kullanılan reklam, ilan ve tabelalar ise ayrı bir görüntü kirliliği oluşturuyordu…

Kavşaklarda bazı hayvan figürlü heykeller eski başkan Naif Alibeyoğlu döneminde götürdü beni… Tabii bu olgu, dönemin Başbakanı Erdoğan’ın kararlı ve haklı bir şekilde yerle bir ettirdiği “ucube heykeli” de akla getirmiyor değildi…

Söz konusu tarihi binaların bir kısmı gerçi Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Patkı Payı ile onarılmaya devam ediliyor ama dökülenlerin birçoğunun üzerinde “satılık” veya “kiralık” ibareleri dikkat çekiyordu.

Rus pazarları gitmiş Çin Pazarı gelmişti…

“Hoş gelişler ola!” Mustafa Kemal Paşa, Kars’taki yerini her zaman muhafaza etmiş…

Korunması gereken tarihsel değerlerle marka kent olmaya aday Kars’ta anlaşılan o ki, çok iyi yerel ve mülki idare yöneticilerine ihtiyaç var.

Mevcut belediye başkanı MHP’den.  2014 yerel seçimlerinde Kars'ta yüzde 28.4 oy oranı ile seçildi. 4 ay sonra yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde AK Parti adayı Recep Tayyip Erdoğan yüzde 42.52 oy aldı. 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde ise bu kez Kars'ın birinci partisi yüzde 44 ile HDP oldu.

Erdoğan Karslı seçmenlerden yüzde 42.52 oy almış, HDP'nin şimdi içeride saz çalan adayı Selahattin Demirtaş yüzde 32.89 oy ile Kars'ta ikinci olurken, CHP ve MHP ile diğer 13 partinin adayı  Ekmeleddin İhsanoğlu ise yüzde 24.59 oranında oy alabilmişti.

Bu bilgiler ışığında sokakta birkaç seçmene referandumdaki kişisel tercihlerini sordum. Çoğunluğu hayır, ancak sonucun kesinlikle “evet” çıkacağı kanaati daha hâkim. Bu duruma Kars’ta son yıllarda yaşanan nüfus hareketliliğinin damga vuracağı yorumlanıyor.

Gün akşamı, konuğu olduğumuz Basın Yayın ve Enformasyon Müdürlüğü, bölgeden gelen biz 70 civarında gazeteciyi Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan ile konakladığımız otelde buluşturdu.

Ne yazık ki ilgili genel müdürlük nezdinde bir tek yetkilinin tenezzül edip katılmamasını pek yadırgadık.

İlk kez yakından tanıma fırsatı bulduğum Sayın Bakan, temsil ettiği Bakanlığın okulundan gelen adeta hem mektepli hem alaylısıydı.

Düzgün bir diksiyon ve rahat tavırlarıyla dikkat çeken Bakan Arslan, Türkiye’nin dünyadaki yol haritasını çok güzel resmetti bize. Çin’den Avrupa’ya uzanan ulaşım ve taşımacılıkta Türkiye’deki mevcut, planlanan, yapılan ve olması gereken kara ve demir yolları ile hava ve deniz ulaşım ve liman projelerini ara başlıklarla bir bir anlatan Bakan Arsan, memleketi Kağızman’dan ağız sulandıran nar getirmişti adeta…

Projelerden bir tanesi var ki, İstanbul’daki üçüncü hava limanı bir yerlerin midesini fena bulandırıyor. Hava yollarındaki gelişmeler, Türkiye’nin hariciyede yaşadığı sorunların arka planında ise bu gerçekler yatıyor.

Toplantıda Bakan Bey’in solunda oturan  AK Parti’nin Kars Milletvekili Ürolog Doktor Yusuf Selahattin Beyribey ise toplantı boyunca tek kelime etmediği gibi, elindeki tükenmez kalemle önündeki kağıda çok güzel bir portre çizdi.

Ertesi gün, şehrin diğer tarafına doğru Kafkas Üniversitesi’ne uzandım fotoğraf makinelerimle. Bu bölgede doğru ortalama 5 katlı binalar daha da artıyordu. Çoğunluğu apart tarzda yapılmış bu binaların hemen hepsinin üzerinde inşaat firmalarının isimleri irice kabartma damgalanmış. Aynı isimlerden ziyade onlarca farklı isim vardı. Demek ki, inşaat sektörü hızla yerleşmiş. Firma sahiplerinin Kars yerlisi mi, civar kentler, büyük şehirler ya da Güney Doğu’dan mı daha çok olduğunu pek merak ettim doğrusu…

Ancak öğrendiğim kadarıyla, bir ayı sert kaya olan zeminle mücadele sürecinde yaklaşık 5 ayda tamamlanan ortalama 5’er katlı bu binalar üniversite yerleşkesine doğru daha da kesifleşiyor. Belli ki hedef kitle öğrenci ve öğretim elemanları.

Yani bizdeki gibi, Kars’ın son yıllardaki önemli katma değeri Kafkas üniversitesi.

Ancak, sadece kulağıma gelen bir detayı not düşürmeliyim bu anlamda.

Yerleşkede çok güzel bir araştırma hastanesi yapılmış; Her ne kadar 15 Temmuz gecesi Vali Bey’in telefonla öğrendiği acili o gece kapalı olsa bile. Devlet çok ciddi bir yatırım yapmış.

Gel gör ki, hastanenin 4 yıl önce 30 öğrenciyle başlayan ve bu gün 90 öğrenci ile yoluna devam eden Tıp Fakültesi’nde durum hiç de iç açıcı değil.

Kısa adı TUK olan (Tıpta Uzmanlık Kurumu) bir süre önce ziyaret ettiği Tıp Fakültesi’ne çok ağır bir fatura kesmiş. Bazı uçan profesörler, neymiş “bu fakülte asistan eğitimi yapılamazmış” diye değerlendirme yapmış.

Sayın Bakan, Sayın Sağlıkçı Milletvekili!

Bu, sıradan bir ihbar değil… Bu fatura üniversiteye değil Kars’a kesilmiş ön bir cezadır.

Baştan tedbirinizi alın!

Naçizane Erzurum’dan gelip gördüğüm bu…



Tarih: 01.04.2017 00:09